HALİT KANAK
HALİT KANAK
Muhammed Ali Clay
MHP İstanbul İl Başkanı olarak Atatürk Havalimanı dış hatlarına kurdurmuş olduğum Mehter Takımı yeri göğü inletirken güreş milli takımını taşıyan otobüs, millilerin idman yaptığı Sarıyer kampından aldığı pehlivanları yavaş yavaş dış hatlar terminaline boşaltıyordu.

Milli sporcularımıza söz vermiştim. 1996 Atlanta Olimpiyatlarına giderken mehter takımıyla uğurlanmak istemişlerdi. Kendilerinden madalya sözü aldıktan sonra kucaklaşarak veda ettik.

Artık gözümüz kulağımız olimpiyatlarda idi. Nihayet beklenen saat gelmiş ve dünyanın dört bir yanından gelen sporcuların tören yürüyüşünden sonra meşhur olimpiyat meşalesi yakılmıştı.

Fakat gözlerimize inanamadık olimpiyat meşalesini yakan dünyanın gelmiş geçmiş en büyük (hâlen öyle) ağır sıklet boks şampiyonu Muhammed Ali Clay’dı. Ve bu görevinden sonra kendisine bir madalya takıldı. Hâlbuki olimpiyatlarda derece alan sporculardan başkasına asla madalya takılmazdı.

Merakla araştırdık. Yaptığımız araştırmada bu işin altından bakın ne çıktı.

Muhammed Ali Clay yaptığı boks sporuna başladığında Amerika’da siyah beyaz mücadelesi hat safhadaydı. Kendisini spora öylesine vermişti ki; önüne geleni, zencilere köpek muamelesi yapan Amerikalı ya da onun dostu zannıyla dövüyor dövüyordu. Bu azim kendisini önce Amerika, ardından Roma Olimpiyatlarında şampiyon yapmış, genç yaşında kariyerinin zirvesine çıkmıştı.

Buna rağmen Amerika’da horlanıyor, diğer siyahlarla aynı muameleye tâbi tutuluyordu. Şampiyon olarak gittiği restoranda “Karşınızda bir olimpiyat şampiyonu var” demesine rağmen; üstelik 10 Aralık 1948 tarihinde BM Genel Kurulunda kabûl edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 2. Maddesinde yer alan; “herkes, ırk, renk, cinsiyet, dil, din, ulusal ve sosyal köken, doğuş veya başka bir ayrım gözetmeksizin bu bildirge ile ilân olunan bütün haklardan ve özgürlüklerden yararlanır” ifâdesine rağmen kendisine servis yapılamayacağı söylenerek kovulmuştu.

Bu işin böyle gitmeyeceğini anladı. Daha fazla dayanamadı ve ülkesi adına dövüşerek olimpiyatlarda kazandığı altın madalyayı; "Ülkemde siyah insanlar horlanırken, hakarete uğrarken, insan yerine konulmazken, ikinci sınıf vatandaş muamelesi görürken, benim bu madalyayı taşımam zûldür" dedi ve kaldırdı Ohio nehrine attı.

Kendisinin her hareketini takip eden CIA, dalgıçlarını göndererek nehirden madalyayı çıkarttı.. Özenle saklanan bu madalya 36 yıl sonra 1996 yılında Atlanta'da yapılan olimpiyat oyunları başlarken olimpiyat meşâlesini yaktırdıkları Muhammed Ali Clay'in boynuna takıldı.

Yıllar sonra verilen mesaj, "sen bir siyahsın böyle bir hareket yapamazsın eninde sonunda sistemin karşısında boynunu zorla eğer, madalyayı takarız" mesajıydı.

Bizim kuşağın hemen hepsi Muhammed Ali’nin sabaha karşı yapılan maçlarını siyah-beyaz ekranlardan heyecanla izlemiştir. İşte bu Muhammed Ali Clay, Louisville'de 17 Ocak 1942'de doğdu. Ailesi Cassius Marcellus Clay ismini verdi. 12 yaşındayken tanıştığı boks sporunda 18 yaşında Roma Olimpiyatları'nda altın madalya aldı.

1964 yılında 22 yaşındayken, Sonny Liston'u yenip Dünya Şampiyonu oldu. Bu zaferden sonra İslâm dinine geçerek Müslüman olduğunu açıkladı ve Muhammed Ali ismini aldı. Sonra ezeli rakipleri ve dünyaca ünlü George Foreman, Mac Foster, Joe Frazier, Ken Norton ile maçlar yaptı.

3 kez Dünya Şampiyonu oldu ve bu unvânı elde eden ilk boksör oldu. 1978'de boksu şampiyon olarak bıraktıktan 6 yıl sonra parkinson hastalığına yakalandı. Profesyonel döneminde sadece 5 kez yenilen, Olimpiyat ve Dünya Şampiyonu olan Muhammed Ali, 37'si nakavt olmak üzere 56 maç kazandı.

O dönem Amerika adına Vietnam Savaşı'na götürmek istediler, gitmedi. Bu nedenle unvanlarına el konuldu ve 3,5 yıl bokstan uzaklaştırıldı. Fakat o yılmadı. Bu süre içerisinde tebliğ için üniversiteleri dolaştı İslâmiyet'i anlattı. Malcolm X olarak bilinen Mâlik el Şahbâz’la yakın ilişkileri oldu. Hayır hasenât işleriyle uğraştı.

1 Ekim 1976’da bir cuma günü ise bir sürpriz yaparak dönemin Başbakan yardımcısı rahmetli Necmettin Erbakan’ın daveti üzerine sabaha karşı İstanbul’a geldi. Sultanahmet’te cuma namazı kıldı. Kendisini görmeye gelenlerin izdiham oluşturduğu ortamda bir de konuşma yaptı..

Yaptığı basın açıklamasında bütün dünyanın dikkatini Türkiye, İslâm Coğrafyası ve İslâmiyet’e çekmek için “İslâm’a hizmet için boksu bırakıyorum” demesi büyük yankı uyandırdı.

Böylece gerçek bir Türk dostu olduğunu gösteren Muhammed Ali, Türk ve İslâm Coğrafyasında da çok sevilen isim oldu. 74 yaşına geldiğinde Şaban Ayı’nın bitimine üç gün kala 3 Haziran 2016 tarihinde mübârek cuma günü tedavi gördüğü Arizona eyâletinin Phoenix bölgesindeki bir hastanede hayatını kaybetti..

Ardından, dünyaya geldiği ABD'nin Kentucky eyaletine bağlı Louisville kentinde 9 Haziran 2016 gününde ilk profesyonel maçını kazandığı Freedom Hall’de kılınan cenaze namazına başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere pek çok ünlü katıldı.

Ayrıca, "KFC Center"da gerçekleşen ve 15 bin kişinin katıldığı törene eski ABD Başkanı Bill Clinton, Mike Tyson, Kerim Abdül Cabbar, oyuncular Arnold Schwarzenegger gibi spor ve sanat dünyasından çok sayıda kişi iştirak etti.

Muhammed Ali henüz hayatta iken Los Angeles’ın en işlek caddelerinden biri olan Hollyvood Bulvarına yıldız işlemeli büyük kare mermerlerin ortasında şöhretin zirvesine çıkmış film yıldızları, şarkıcıların isimleri yazılarak yola döşenmiş ve şöhret yolu olarak adlandırılmıştı. İşte bu yola 2002 yılında Muhammed Ali’nin de isminin yazıldığı yıldızlı mermer yapılır ve yere döşenmek ister. Ancak ünlü boksör, “Ben en büyük peygamber’in ismini taşıyorum, benim ismim herkesin ayağıyla bastığı yola döşenemez” der ve karşı çıkar.

Bunun üzerine bu kare mermer, aynı bulvar üzerinde Oskar ödüllerinin düzenlendiği ve dünyaca ünlü yıldızların kırmızı halıdan geçerek giriş yaptığı Dolby Tiyatrosunun girişindeki duvarın üzerine yerleştirilir. Böylece ayakaltında olmayan tek isim Muhammed Ali’nin ismi olur.

İnancını hayatının her safhasına yayan Muhammed Ali bu davranışıyla bir kez daha gönüllere taht kurar.. Rahmetle anıyoruz. Mekânı Cennet olsun inşaallah..
5.6.2022
77 tıklama
Türk Dünyası Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği 2022 Tüm Hakları Saklıdır